osmanlı Teması
RSS
Siteye Giriş Favoriler
  • Büyük Tutkular Yeteneğinide Kendisi Yaratır.(Fatih Sultan Mehmed Han)
  • Davamız Kuru Bir Cihangirlik Davası Değildir Davamız Bilakis İslam Davasıdır(Ertuğrul Gazi)
  • Osmanlılar Kainat Tarihinin Gördüğü En Büyük İmparatorluklardan Birini Kurdular.
  • Osmanlı Başarısının İki Sebebi: Devlet Teşkilatında Mükemmellik Ve Askeri Teknikteki Üstünlük İdi.
  • Osmanlı Başarısının Asıl Sebebi: Adalet Düzenindeki Üstünlük Ve İnsaniliktir.
  • Osmanlı Bu Gün: Dünyanın Geri Kalan Devletleri Toplam Gücü Üzerinde Bir Kudrete Sahiptir.
2013-08-09 14:58

Tarih Haber / Baklava Alayı Geliyor

Baklava Alayı Geliyor

Eski İstanbul’un adetleri saymakla bitmez; Bayrama özel geleneklerden bolluk ve uğur getirmesi için yapılan törenlere, Mart temizliğinden baklava alaylarına kadar neler neler!
Eski İstanbul’un adetleri saymak...
Osmanlı'nın ve İstanbul'un sosyal hayatına ışık tutan "İstanbul'un 100 Adeti" adlı kitap İBB Kültür A.Ş. tarafından yayımlandı. İstanbul kent yaşamına dair gelenek, adet ve uygulamaların anlatıldığı kitapta, ramazana ve bayrama özel geleneklerden bolluk ve uğur getirmesi için yapılan adetlere, padişahların kılıç kuşanma törenlerinden sadaka taşı gibi adetlere kadar şehrin toplumsal hayatında yüzyıllar boyunca yaşatılan uygulamalar yer alıyor.

Sefer başlamış oya neyime!

Çoğu kadınlar etrafında şekillenen adetlerden bazıları anılacak olursa... Örneğin, savaş zamanı evlerde oya ve kese örülmesi hoş karşılanmazdı. Yeni taşınılan evin ocağı yakılacağı zaman evde ilk olarak tatlı pişirmenin veya ocağın üstüne bir parça kımızı şeker atmanın eve uğur ve neşe getireceğine inanılırdı. Yeni bir elbise dikilirken yakasından artan parça doğranıp atılırsa, elbise ilk olarak Cuma veya Pazar günü giyilirse o elbisenin sahibine uğur getireceğine inanılırdı. İşte Osmanlı’nın ve İstanbul’un sosyal yaşantısını renklendiren birbirinden ilginç adetler.

Yağ parası mum parası...

Meşhur bir tekerleme eski ramazanların eğlenceli çocuk âdetlerindendi. Çocuklar ramazan gecelerinde toplanıp, bir çanağa mum ya da kandil koyarak kapı kapı dolaşır ve komşulardan “donanma” parası bahşişi toplarlardı. Tekerleme şöyle: “Yağ parası, mum parası/Akşam oldu kandil parası/Kömürlükte kömür/Hanımlara ömür/Merdivenden iniyor/Bize para veriyor/Yağlı kapı, ballı kapı/Halkası büyük, renkli kapı”

Sarayda bayram

Osmanlı sarayında bayramlaşma töreninde padişah tahtından uzanan saçak öpülürdü. Saçak önde gelen biri tarafından tutulur, başta sadrazam olmak üzere rütbe sırasına göre öpülür, bazıları padişahın eteğini, temenna ederek geçerlerdi. Mehmed Reşad padişah olunca Meclis-i Mebusan Reisi Ahmet Rıza Bey ve bazı mebuslar saçak öpmezdi. Basında lehlerinde ve aleyhlerinde birçok yazı yazıldıysa da, bundan sonra âdet resmi bir karar alınmadan kaldırıldı.

Dünyanın en tatlı Alayı geçiyor

İstanbul hayatının değişmez ananelerinden birisi de Ramazan aylarının en renkli görüntülerine sahne olan Baklava Alayı’dır. Kanuni Sultan Süleyman devrinden kalma bir âdet olan Baklava Alayı, her Ramazan ayının on beşinci günü Topkapı Sarayı’nda gerçekleşen Hırka-i Saadet ziyareti kapsamında düzenlenirdi. Sayıları on binlere varan yeniçerilere baklava dağıtmak için saray mutfağına, İstanbul esnafından tepsiler kiralanırdı. Ramazan ayının on beşinci gününde, saray kapılarında biriken Yeniçeriler, sarayın orta kapısı olan Babüsselam’dan içeri alınır, saray mutfağının önüne bağlanmış olan baklava tepsilerinin önüne dizilirlerdi. Önce padişah için iki tepsi baklava çekilir, ardından yeniçeriler her on nefere bir adet olmak üzere tepsilerini alır, yeşil sırıkların üzerine yerleştirir ve geldikleri gibi sarayın ikinci kapısından çıkarlardı. Baklava Alayı, İstanbul halkının her yıl seyrettiği eğlencelerden olmuştur. İstanbul halkı, baklava tepsilerinin geçeceği yollara doluşur ve bu şenlikli alayı seyretmek için birbirleriyle yarışırdı.

Mart içeri pire dışarı!

Oldukça gürültülü ve eğlenceli bahar karşılama âdetlerinden biriydi. Her yıl mart ayının ilk gecesinde İstanbul halkı evlerindeki kırık testi, çatlak saksı, kullanılmaz hale gelmiş kavanoz, sürahi, bardak gibi cam ve toprak eşyaları pencerelerden dışarı atar ve “Mart içeri, pire dışarı” diye bağırırlardı.

Geri
Henüz yorum yapılmamıştır.

Oylar:
Average members rating (out of 10) : Henüz Oylanmamış   
Votes: 0